Son günlerde Rusya ile Azerbaycan arasında tırmanan gerilim, Güney Kafkasya’da güç dengelerini sarsan ve bölgesel ittifakların kırılganlıklarını açığa vuran bir dönüm noktasıdır. Haziran 2025’te İstanbul’da Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye arasında varılan Zengezur Koridoru anlaşması, Azerbaycan’ı Ermenistan üzerinden Nahçıvan’a bağlayacak bir ulaşım koridoru oluşturmayı kararlaştırarak Rusya’yı dışladı ve Moskova’nın tepkisini tetikledi. Karşılıklı misillemelerle beslenen ve derin jeopolitik değişimlere dayanan bu kriz, Azerbaycan’ın artan iddialılığını ve Rusya’nın bölgedeki etkisini koruma çabasını yansıtmaktadır. Azerbaycan-İsrail yakınlaşması, 2020 Karabağ zaferinin şekillendirdiği düzen, İran-İsrail gerilimleri, Ermenistan’ın iç ve dış sorunları ile Rusya ve Türkiye’nin bölgesel etkisi, Güney Kafkasya’da hassas bir dengeyi tehdit eden karmaşık bir tabloyu ortaya koymaktadır. Bu analiz, krizin tırmanışını zaman çizelgesiyle özetlemekte, Rusya ve Azerbaycan’ın pozisyonlarını incelemekte, ilgili bölgesel dinamikleri değerlendirmekte ve Türkiye’nin mevcut ile gelecekteki rolünü ele almaktadır.
Krizin Tırmanışı
Aralık 2024: Azerbaycan Havayolları Kazası
Azerbaycan’a ait bir yolcu uçağı Grozni yakınlarında düştü, 38 kişi hayatını kaybetti. Azerbaycan, kazadan Rus güçlerini sorumlu tuttu, ancak Moskova’nın muğlak yanıtları sorunu çözümsüz bıraktı. Yetkililer, Cumhurbaşkanı Aliyev’in uçağının da benzer bir “kaza” planlandığını öne sürerek Rusya’ya yönelik suçlamaları güçlendirdi.
27 Haziran 2025: Yekaterinburg Baskınları
Rus polisi, Yekaterinburg’da etnik Azerbaycanlıları hedef alan baskınlarda, on yıllar öncesine dayanan bir cinayet soruşturmasıyla bağlantılı olarak 50’den fazla kişiyi gözaltına aldı. Operasyon sırasında Huseyn ve Ziyaddin Safarov kardeşlerin ölümleri (Azerbaycan Sağlık Bakanlığı ölüm nedeninin işkence ile ağır yaralanma olduğunu iddia etti) Bakü’de öfkeye neden oldu. Rusya, bir kardeşin kalp krizinden öldüğünü, diğerinin ölümünün ise soruşturulduğunu iddia etse de, bağımsız doğrulama eksikliği örtbas şüphelerini artırdı.
30 Haziran-1 Temmuz 2025: Azerbaycan’ın Tepkisi
Azerbaycan, Rusya’nın devlet destekli Sputnik haber ajansının Bakü ofislerine baskın düzenleyerek misilleme yaptı ve yedi çalışanı dolandırıcılık, kara para aklama, siber suç ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla tutukladı. Operasyon, Şubat 2025’te Sputnik’in akreditasyonunun iptalinden sonra gerçekleşti. Gazeteciler dahil sekiz Rus vatandaşı gözaltına alındı ve mahkemede vücutlarındaki darp izleri dikkat çekti.
Diplomatik Kriz
Her iki ülke de diplomatik gerilimi tırmandırdı: Azerbaycan, Rusya’nın eylemlerini sistematik şiddet olarak kınamak için Moskova’nın büyükelçisini çağırdı; Rusya ise Sputnik baskınını” çıkarlarına saldırı” olarak nitelendirerek Azerbaycan’ın büyükelçisini çağırdı. Rusya, Başbakan Yardımcısı Alexei Overchuk’un Bakü ziyaretini iptal etti, Azerbaycan ise Rusya ile ilgili kültürel etkinlikleri durdurdu, bu da gerilimi derinleştirdi ve çözüm mekanizmalarının eksikliğini gözler önüne serdi.
Zengezur Koridoru Anlaşması
Haziran 2025’te Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye arasında, Azerbaycan’ı Ermenistan üzerinden Nahçıvan’a bağlayan ve Rusya’yı dışlayan Zengezur Koridoru’nun kurulmasına dair bir anlaşma duyuruldu. Moskova’nın bölgesel ticaret yolları üzerindeki kontrolünü bypass eden bu anlaşma, Rusya’nın tepkisini yoğunlaştırdı.
Rusya’nın Yaklaşımı
Rusya, kriz karşısında temkinli bir duruş sergilemekte, ancak Güney Kafkasya’daki etkisini koruma mücadelesi vermektedir. Yekaterinburg baskınları, bir suç şebekesini hedefleyen meşru bir operasyon olarak sunulsa da, Safarov kardeşlerin ölümlerine dair işkence iddialarını reddeden resmi açıklamalar, bağımsız doğrulama eksikliği nedeniyle inandırıcılığını yitirmektedir. Sputnik baskını ve Rus vatandaşlarının tutuklanması, Moskova tarafından provokasyon olarak algılanmakta, bu da diplomatik gerilimi artırmaktadır. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, ilişkileri bozmaya yönelik kışkırtıcı eylemlerden vazgeçilmesi gerektiğini belirtmiş ve Azerbaycan’ı “stratejik ortaklık” seviyesine dönmeye çağırmıştır. Ancak bu söylem, Rusya’nın otoritesini koruma kaygısını yansıtmaktadır. Zengezur Koridoru anlaşması, Moskova’nın bölgesel arabuluculuk rolünü ve ticaret-güvenlik düzenlemeleri üzerindeki kontrolünü tehdit ettiği için ciddi bir endişe kaynağıdır. Üçüncü yılına giren Rusya-Ukrayna savaşı, Moskova’nın kaynaklarını tüketmiş, bölgesel imajını zedelemiş ve güç projeksiyonunu sınırlamıştır. Ermenistan’ın Batı’ya kayması ve Azerbaycan’ın diplomatik cüreti, bu zayıflığı daha da açığa vurmakta, Rusya’yı zorlayıcı taktiklerle diyalog arasında bir denge kurmaya zorlamaktadır.
Azerbaycan’ın Yaklaşımı
Azerbaycan, 2020 Karabağ zaferinden aldığı güçle Rus etkisine meydan okuyan iddialı bir duruş sergiliyor. Safarov kardeşlerin ölümleri, otopsi raporlarıyla desteklenen işkence ve ağır yaralanma bulgularına dayandırılarak Rus saldırganlığının kanıtı olarak sunulmakta, çözülemeyen 2024 uçak kazası ise kasıtlı bir eylem olarak çerçevelenerek milliyetçi duyguları körüklemektedir. Kamuoyunda Rusya’ya yönelik tepki artmakta; devlet televizyonunda Rusya “halklar hapishanesi” olarak nitelenmiş, Azerbaycan yargısı FSB gibi Rus kurumları ve kişileri cinayetle suçlayarak soruşturma başlatmış, Bakü’deki Rus Evi’nin kapatılacağı ve Rusça’nın ikinci eğitim dili statüsünün kaldırılacağı belirtilmiştir. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Aliyev’in Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile görüşerek dayanışma mesajları vermesi, Azerbaycan’ın Batı’ya yönelimini güçlendirmiştir. Sputnik baskını ve Rus vatandaşlarının tutuklanması, Aliyev yönetiminin Moskova’ya doğrudan meydan okuduğunu göstermekte, ancak suçlamaların kanıt eksikliği, siyasi motivasyon ve yargısal aşırılık şüphelerini artırmaktadır. Tutukluların mahkemede darp izleriyle görünmesi, Azerbaycan’ın ahlaki üstünlük iddiasını zedelemekte ve kötü muamele şüphelerini güçlendirmektedir.
Stratejik olarak, Azerbaycan, Türkiye ve İsrail ile bağlarını derinleştirerek Zengezur Koridoru’nu önceliklendirmekte, Rus hakimiyetini azaltmayı ve bölgesel özerkliği güçlendirmeyi hedeflemektedir. İçeride, kriz, Rusya’yı egemenlik tehdidi olarak göstererek toplumsal desteği pekiştirmekte, ancak bu agresif duruş, özellikle Rusya veya İran’ın misillemesi durumunda gerilimin kontrol dışına çıkma riskini taşımaktadır. Batı’nın desteği ve Rusya’nın zayıflamış konumu, Azerbaycan’ın özgüvenini beslese de, eylemlerindeki şeffaflık eksikliği eleştirilere yol açmaktadır.
Bölgesel Dinamikler
Birbiriyle bağlantılı dinamikler, krizin bağlamını şekillendirerek karmaşıklığını ve yayılma potansiyelini artırmaktadır. Azerbaycan’ın 2020 sonrası güçlenen İsrail ile ortaklığı, Türkiye’nin Ceyhan limanı üzerinden petrol ihracatı ve insansız hava aracı alımlarını kapsamakta, askeri ve ekonomik gücünü artırmaktadır. İran’ın Ekim 2024’te Azerbaycan’ın İsrailli ajanları barındırdığı iddiaları, Bakü tarafından yalanlansa da, Azerbaycan’ın İsrail yanlısı tutumu ve Zengezur Koridoru’nun Tahran’ın çıkarlarına tehdit oluşturduğu algısını pekiştirmektedir. Bu durum, İran’ı Rusya ile aynı safa iterek krizin bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskini artırmaktadır. İsrail-İran çatışması spekülasyonları, Azerbaycan’ı zor bir konuma sokmakta; tarafsızlık iddiasına rağmen İsrail ile bağları, İran’ın misillemesini tetikleyebilir. Azerbaycan-Ermenistan barış süreci, sınır belirlemede ilerlese de, Zengezur Koridoru ve Ermenistan’ın anayasal sorunları nedeniyle tıkanmıştır. Haziran 2025’teki koridor anlaşması, Rusya’yı dışlayarak Moskova’nın bölgesel kontrolünü tehdit etmektedir. Ermenistan’da, Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşmeye karşı muhalefet ve iddia edilen darbe girişimleri, müzakere gücünü zayıflatmakta; Rusya’nın 2020’deki etkisizliği, Ermenistan’ı Batı’ya yöneltmiş, Moskova’nın ittifaklarını aşındırmıştır. Rusya-Ukrayna savaşı, Moskova’nın kaynaklarını ve imajını tüketerek Azerbaycan ve Ermenistan’ın bağımsız politikalar izlemesine olanak tanımıştır. Eski Sovyet devletlerinde (Moldova, Gürcistan, Ermenistan, Kazakistan) Batı’ya yönelim eğilimleri, bölgesel dinamikleri daha da karmaşıklaştırmaktadır.
Yakın Gelecek Perspektifi
Krizin gidişatı belirsizdir ve tırmanma, çıkmaz veya bölgesel yayılma olasılıkları taşımaktadır. Rusya, gaz arzı kesintileri veya Rusya’daki Azerbaycanlıları hedef alma gibi baskılarla gerilimi artırabilir. Azerbaycan’ın Türkiye ve İsrail ile yakınlaşması, Rusya veya İran’dan misillemeleri tetikleyerek daha geniş bir çatışmaya yol açabilir. Diplomatik protestolar ve iptal edilen temaslar, çözülemeyen sorunlarla birleştiğinde ilişkilerde donma dönemine işaret etmektedir. İran-İsrail krizi ve Rusya-Ukrayna savaşı, İran ve Rusya’nın zayıflıklarını gösterse de, bölgedeki değişim, bu ülkelerin dolaylı veya doğrudan dahil olabileceği krizleri doğurabilir. Bu, Türkiye ve Batılı güçleri içine çekerek Güney Kafkasya’yı istikrarsızlaştırabilir. Türkiye veya Gürcistan’ın arabuluculuğu mümkün olsa da, Rusya’nın kilit anlaşmalardan dışlanması bu çabayı zorlaştırmaktadır. Azerbaycan’ın kararlı duruşu ve koridorun uygulanması, gerilimin seyrini belirleyecek ve bölgesel güç dinamiklerini etkileyecektir.
Türkiye’nin Konumu ve Gelecekteki Rolü
Türkiye’nin krizdeki konumu, Azerbaycan ile stratejik ittifakı, Ermenistan ile temkinli normalleşme çabaları ve Rusya ile hassas ilişkilerle şekillenmektedir. Azerbaycan ile askeri ve ekonomik işbirliği, Türkiye’yi Zengezur Koridoru’nun savunucusu yapmaktadır, ancak bu yakınlık, diğer aktörleri uzaklaştırma ve arabuluculuk güvenilirliğini zedeleme riski taşımaktadır. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın 20 Haziran 2025’teki İstanbul ziyareti, normalleşmede bir adım olsa da, Ermenistan’daki muhalefet ve Türkiye’nin Azerbaycan yanlısı tutumu tarafsızlığına şüphe düşürmektedir. Rusya ile ilişkiler, NATO üyeliği ve ekonomik bağımlılıkla dengelenmekte, ancak Zengezur Koridoru anlaşması gerilimi artırmaktadır. Türkiye’nin Azerbaycan-Ermenistan barış sürecinde arabuluculuk potansiyeli, bölgesel etkisini güçlendirebilir, ancak Azerbaycan’a yakınlığı tarafsızlığını gölgelemektedir. Zengezur Koridoru, Türkiye’nin Güney Kafkasya ve Orta Asya’daki nüfuzunu artırma hedefindedir, ancak bu, Rusya ve İran’ın çıkarlarıyla çelişmekte ve dikkatli diplomasi gerektirmektedir. Rusya ile pragmatik bağların sürdürülmesi, Azerbaycan’ın meydan okumasını desteklerken, Ukrayna savaşı sonrası Moskova’nın hassasiyetleri nedeniyle karmaşıktır. NATO üyeliği ve Azerbaycan’ın Batı’ya yönelimi, Batı ile uyum fırsatları sunmakta, ancak Rusya ile ilişkileri gerebilir. Türkiye’nin başarısı, bu çelişkileri dengeleme ve çatışmadan kaçınma yeteneğine bağlıdır.
Sonuç
2024 uçak kazasıyla alevlenen ve 2025’te Yekaterinburg baskınları ile Sputnik tutuklamalarıyla tırmanan Rusya-Azerbaycan krizi, Güney Kafkasya’da nüfuz mücadelesini yansıtmaktadır. Zengezur Koridoru anlaşmasıyla desteklenen Azerbaycan’ın Türkiye ve İsrail’e yönelimi, Rusya’nın zayıflığını kullanmakta; Ermenistan’ın Batı’ya kayması ve iç çalkantıları Moskova’nın etkisini aşındırmaktadır. Azerbaycan’ın İsrail ile bağları, İran ile gerilimleri artırmakta ve bölgesel yayılma riski taşımaktadır. Türkiye’nin konumu, istikrar için fırsatlar sunmakta, ancak Azerbaycan’a yakınlığı, Rusya ve İran’ı tahrik etmemek için ihtiyatlı diplomasi gerektirmektedir. Krizin çözümü, Azerbaycan’ın duruşu ve Türkiye’nin arabuluculuğunun bu dinamikleri aşıp aşamayacağına bağlıdır.
