• Home  
  • 2025 NATO Zirvesi: Türkiye’nin Öncelikleri ve Kazanımları
- Çatışma ve Kriz - Toplum - Uluslararası Güvenlik

2025 NATO Zirvesi: Türkiye’nin Öncelikleri ve Kazanımları

2025 NATO Zirvesi, 24-25 Haziran tarihlerinde Hollanda’nın Lahey kentinde gerçekleşti. Soğuk Savaş sonrası ittifakın en kritik toplantılarından biri olarak değerlendirilen zirve, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde NATO’ya yaklaşımı, savunma harcamalarının artırılması ve Ukrayna-Rusya savaşı gibi küresel meseleler etrafında şekillendi. Zirve, NATO’nun birliğini ve caydırıcılığını güçlendirme çabalarını yansıtırken, İsrail-İran gerilimi ve ABD’nin bu konudaki tutumu […]

2025 NATO Zirvesi, 24-25 Haziran tarihlerinde Hollanda’nın Lahey kentinde gerçekleşti. Soğuk Savaş sonrası ittifakın en kritik toplantılarından biri olarak değerlendirilen zirve, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde NATO’ya yaklaşımı, savunma harcamalarının artırılması ve Ukrayna-Rusya savaşı gibi küresel meseleler etrafında şekillendi. Zirve, NATO’nun birliğini ve caydırıcılığını güçlendirme çabalarını yansıtırken, İsrail-İran gerilimi ve ABD’nin bu konudaki tutumu görüşmelerde etkili oldu. Bu analiz, zirveden beklentileri, gerçekleşen sonuçları, bu sonuçların önemini ve Türkiye’nin perspektifini ele almaktadır.

Zirveden Beklentiler

2025 NATO Zirvesi öncesinde, liderlerin savunma harcamalarını gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYİH) %3,5’i savunma ve %1,5’i altyapı olmak üzere toplam %5’e çıkarma konusunu tartışacağı öngörülüyordu. Bu hedef, özellikle Trump’ın Avrupa ülkelerinden daha fazla savunma katkısı beklentisiyle ilişkilendiriliyordu. İspanya, Fransa ve İngiltere gibi bazı müttefiklerin mevcut %2 hedefini bile karşılamakta zorlandığı koşullarda, yeni hedefin kabulü zor görünüyordu. Ukrayna’ya destek ve NATO’nun Rusya’ya karşı caydırıcılığı, Avrupalı liderlerin öncelikli gündemiydi. Zirve, NATO’nun Avrupa güvenliğindeki rolünü yeniden tanımlama ve Trump yönetimindeki ABD’nin ittifaka bağlılığını test etme fırsatı olarak görülüyordu.

Zirvede Alınan Kararlar

Zirve öncesinde Trump’ın sosyal medya hesabından paylaştığı NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin mesajları dikkat çekti. Rutte, Avrupalı devletlerin GSYİH’nin %5’ini savunma ve altyapı harcamalarına ayırmayı kabul ettiğini belirtmiş, bu gelişme zirvenin olumlu atmosferine katkı sağlamıştı. Yaklaşık 2,5 saat süren zirve, “tarihi” olarak nitelendirilen kararlarla sonuçlandı. Lahey Bildirgesi’nde, %5’lik harcama hedefinde siber güvenlik gibi alanlara öncelik verildiği görüldü. Bildirge, NATO’nun 5’inci maddesine (Bu maddede, savunma ittifakına üye bir ülkeye yapılan saldırının tüm üye ülkelere yapılmış sayılacağı ve kolektif yanıt verileceği belirtiliyor) olan “sarsılmaz bağlılığını” teyit etse de, Rusya-Ukrayna savaşına doğrudan atıf yapılmaması, Trump’ın hassasiyetlerine bağlandı. Rusya, “Avrupa-Atlantik güvenliğine yönelik uzun vadeli tehdit” olarak tanımlanırken, Ukrayna’ya destek taahhüdü yinelendi, ancak üyelik konusunda somut bir ilerleme sağlanmadı. Zirvede “süregen terörizm tehdidi” ikinci bir öncelik olarak öne çıktı. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in harcama hedeflerine yönelik memnuniyetsizliği ise dikkat çekti.

Zirvenin Önemi

Zirvenin en önemli sonucu, %5’lik savunma harcama hedefiydi; bu, NATO’nun Rusya gibi tehditlere karşı caydırıcılığını güçlendirme kararlılığını ortaya koydu. NATO’nun resmi açıklamaları ve X platformundaki paylaşımlar, ittifakın savunma sanayi işbirliğini artırma ve müttefiklerin toplam gücün %50’sinden fazlasını sağlama hedefini vurguladı. Ancak, Trump’ın geçmişte 5’inci maddeye dair muğlak ifadeleri ve bazı müttefiklerin direnci, ittifakın birliği konusunda soru işaretleri yarattı. Zirve, Ukrayna’ya desteği sürdürme ve Avrupa’nın savunma yükünü artırma kararlılığını vurguladı.

Zirvede Küresel Gelişmeler Ele Alındı

Zirvede, İsrail-Gazze-İran, Suriye, Ukrayna-Rusya ve Çin’in küresel stratejileri gibi konular ele alındı. Liderler, İsrail-İran gerilimi için diyalog çağrısı yaptı. Ukrayna-Rusya savaşı, zirvenin ana gündem maddelerinden biriydi; Lahey Bildirgesi, Ukrayna’ya desteği teyit etse de, Rusya’nın saldırılarına atıf yapılmaması tartışma yarattı. Çin’in mevcut dış politikası  doğrudan gündemde yer almasa da, İran ve Rusya ile savunma işbirliğinin etkisi ele alındı. İttifakın başat aktörü ABD’nin Çin’i stratejik rakip olarak görmesi, NATO’nın küresel güvenlik politikalarında Çin’e daha fazla yer vermesine neden oluyor. Suriye’deki gelişmeler, özellikle İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki operasyonları liderlerin görüştüğü konular arasındaydı.

Türkiye’nin Öncelikleri ve Kazanımları

Türkiye, 2025 NATO Zirvesi’ne dört öncelikli konuyla katıldı: (1) Savunma ticareti kısıtlamalarının kaldırılması, (2) terörizmle mücadelede müttefik dayanışması, (3) bölgesel krizlerde arabuluculuk rolü ve (4) ikili ilişkilerle NATO’daki stratejik konumun güçlendirilmesi. 

2025 NATO Zirvesi Türkiye için hem ittifak içindeki stratejik konumunu güçlendirme hem de bölgesel liderlik rolünü üstlenme hedefini vurgulama imkanı sağladı. Erdoğan’ın Trump ile görüşmesi, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerini yeniden canlandırmaya yönelik olumlu bir etki yaratacağı izlenimini veriyor. Türkiye’nin Suriye’de pozisyon alma girişimi, NATO’nun bölgesel güvenlik politikalarında etkili bir müttefik olma çabasını yansıtıyor. Erdoğan’ın İran-İsrail ve Ukrayna-Rusya krizlerinde diyalog çağrısı yapması ve arabulucu olma niyeti, bu kapsamda değerlendirilebilir.

Ancak, %5’lik savunma harcama hedefinin ekonomik krizle boğuşan Türkiye için uygulanabilirliği zor görünüyor. 2024 yılında Türkiye, bütçesinin %2,09’unu savunma harcamalarına ayırmıştı. Buna karşın yetkililer, kademeli bir artışın mümkün olabileceğini ifade etti.

Türkiye’nin bir diğer öncelikli talebi, savunma ticareti bağlantılı bariyerlerin kaldırılmasıydı. Bu kapsamda, Lahey Bildirgesi’nde “Müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerini ortadan kaldırmak için çalışacağız” ifadesi yer aldı. 2024 Liderler Zirvesi’nde de benzer vurgular yapılmış olsa da, bu sefer daha somut adımlar atılması umuluyor.

Türkiye’nin bir diğer talebi, müttefiklerin terörizmle mücadelede daha etkin bir rol üstlenmesi ve YPG gibi yapılara karşı net bir tutum sergilemesiydi. Erdoğan, zirvenin ikinci günü yaptığı basın toplantısında, “Lahey’de terörle mücadelenin ancak müttefiklerin samimi dayanışmasıyla başarılabileceğini vurguladım. Zirve bildirisine bu tehdidin yansıtılmasını sağladık” dedi. Ancak, başta ABD olmak üzere Batılı müttefiklerin YPG’yi Türkiye gibi bir terörizm perspektifiyle ele almadığı biliniyor.

Bu yılki zirvede Türkiye’nin şimdilik sembolik başarılar elde ettiği görülüyor. Bunların başında, 2026 Liderler Zirvesi’nin Türkiye’de yapılmasının kararlaştırılması yer alıyor. Ancak, savunma sanayindeki ambargoların kaldırılması ve mevcut bölgesel krizlerin çözümünde Türkiye’ye aktif rol verilmesi gibi adımlar henüz sınırlı kaldı. Terörizmle mücadelede müttefiklerle yaşanan görüş ayrılıkları da dikkate alındığında, zirvenin Türkiye’ye şu an için somut bir avantaj sağladığı söylenemez.

Sonuç

2025 NATO Zirvesi, savunma harcamalarını artırarak ittifakın caydırıcılığını güçlendirme hedefiyle önemli bir dönüm noktası oldu. Ancak, iç anlaşmazlıklar ve Trump’ın liderliği altındaki belirsizlikler, NATO’nun birliğini sınamaya devam ediyor. Ukrayna’ya destek, İsrail-İran gerilimi ve Çin’in dolaylı etkisi, zirvenin küresel güvenlikteki kritik rolünü ortaya koydu. Türkiye, savunma ticareti, terörizmle mücadele gibi önceliklerinde henüz muğlak ve sembolik kazanımlar elde etse de, ekonomik ve stratejik zorluklar hedeflerin tam gerçekleşmesini engelliyor. Zirvenin sonuçları, NATO’nun gelecekteki yönünü ve küresel güvenlik dengelerini şekillendirecek; ancak, harcama hedeflerinin uygulanabilirliği ve ittifakın birliği, önümüzdeki yıllarda kritik sınavlar olacak.

 

Editöryel

Editöryel

Fatih Global Editöryel Ekibi

editor@fatihglobal.org